Müziğin, toplumun salık verdiği geçerli ve gerekli kurallarla hareket
etmediğinin uzun zamandır ayrımındayım, ancak bir çerçevesi olduğunu da
biliyorum. Müzik üzerine çokça düşünen, çokça müzik dinleyen beğenisi
ortalamanın üzerinde bir birey olmak gibi bir kaygıya sahip de değilim. Bundan
yirmi sene evvel bu kaygıları güderken, şimdi, şekillenmiş toplumsal bir yapı
içerisinde müzik dinleme alışkanlığı edindiğimi söyleyebilirim. Ancak bu
şekillenme, yıllar içerisinde, eski, eprimiş bir söylemle her şeyi dinleme aynasında
hayat buldu bende. Bu aynayı kimi aklı evveller, "her şeyi dinleyen kişinin
kafası karışık" diye nitelendirebilir. Doğruluk payının ne kadarı bu ivedi ve
beceriksiz tanımın içerisinde yer alır, bilemiyorum. Bildiğim fotoğraf çektiğim,
başka hayatları gördüğümden beri, arabesk müzikten bile kimi şarkıları dinler
oldum. Yalnız şunu bir türlü atlayamadım, şarkı söyleyen kişinin, hayatıyla ne
kadar orantılı dinlediğim müzik.
Senelerce evvel, espri, şaka nedir diye düşünürken, Baudelaire’nin ‘Gülmenin
Özü’ adlı kitabı, temel varsayımları da içine katarak bir tanım oluşturmama
olanak sağlamıştı. Ne demiştim; “Gülme –şaka- bir şeyin ya üzerini kapar, ya da
tamamen ortaya çıkarır.” Yani doğrudan yaşamak, yaşantıyla orantılı. Buradaki
yaşantı tanımı, sosyo-ekonomik bir tanımla birlikte oluşur. İşte müzikte içinde
bulunduğu sosyo-ekonomik çerçeveyi biliyor ve tanımlıyorsa, o çevreden gelen
kişi isterse, cumhurbaşkanı olsun, o müziğin getirileriyle yaşantısını
şekillendiriyor. Bir şeyi atlamamak gerekir, yeni bir müzisyen, yeni bir müzik ve o müziğin çerçevesi nasıl oluşur.
İşte bu çerçeveyi tanımlayan, bir zarif hanımefendinin şarkıları, beni
olumsuz anlamda çerçevelenmiş (periferik) pek çok şarkıdan uzak durmama neden oldu ve şu
soruyu tekrar usuma getirdi: Müzikte gerçekten her şeyi dinleyecek kadar,
umarsız bir şekillenme var mıdır? Evet, yeninin tam içerisinden seslenen bu
hanımefendiyi dinlemenizi salık vereceğim Nil İpek!
Nil İpek’in şarkı sözleri gerçekten, yalın ve yeni bir biçemin habercisi.
Elbette köklerini yaptığı müziği bir yerlerde bulabilirim, bu benim bilimsel yöntemle incelememle ilintili bu icra edilen müziği. Örneğin, bu da Ortaçgil ve
Kızılok’a ulaştırır beni, yöntem sorunu içerisinde kendimi bulmaksızın. 'Zannımca' Fikret Kızılok’un şarkıları denli yakın
hissetmeme imkanı olmayabilir, eğer her dinlediğim şarkı, hayatımda verili olan zincirin bir halkası ise. Ama, tavsiyemin de ardında duracağım. Nil İpek’in müziğiyle ilgili teknik yapı sökümününe ise
değinmeyeceğim, bu çerçeveyi zorlamama gerek yok, biliyorum, onu o işi bilenler
yapsın.
İlgili YouTube Linki:
https://www.youtube.com/user/nilipekkimki